8 Eylül 2008 Pazartesi

BİR MÜCADELE ALANI OLARAK MEKAN

1970’lerin sonlarından itibaren kapitalizmin yeniden yapılandırılması ve neoliberalizmin dalga dalga yayılması süreci günümüze gelindiğinde; dünya üzerinde doğal kaynakların tahribatı, kent topraklarının talanı, emekçi sınıfın yaşam kalitesinin düşüşü, sınıflar arası uçurumun giderek artması gibi çok karmaşık ve iç içe geçmiş sorunsallar meydana getirmiştir.
Kentlerimiz ve kırlarımız bugün önemli bir dönüşüm sürecinin içinden geçmektedir/içine itilmektedir. Tüm kentsel ve kırsal alanlar sermayenin fütursuz hareketi ve bu hareketin önünü açan yönetim anlayışları ile karşı karşıyadır. Bir siyasal projenin parçası olarak, bugün yaşam alanlarımız, “saldırı” olarak adlandırılabilecek bir dönüşüm sürecinin parçasıdır.
Neo-liberal politikaların baskınlığında, kapitalizmin mekanı yeniden keşfediş ve şekillendirme sürecini yaşıyoruz. Metalaşan kent ve kır topraklarında her gün yaşayanlarından ırak bir proje ile karşılaşmak işten değil. Bu gidişat sadece mekanları değil yaşamlarımızı da dönüştüren ve birçoğumuzu dışarıda bırakarak geleceğimizi de tahakküm altına alan bir süreci işaret ediyor. Sermaye güçleri ile ağız birliği yapmış ve “kamu yararı” kavramının içini boşaltmayı, hatta kullanmayı terk etmiş yönetim birimleri de süreci normalleştirme uğraşı verirken projelerden pay alma telaşı içerisindedir. Bu paylaşım sürecinde bizler ise, yani kentlerin ve kırların asıl sahipleri, sürecin dışına itilmeye ya da bu sürecin bir parçası olmaya zorlanıyoruz.
Kentlerimizde yaşadığımız sorunların kapitalist düzenin sorunları olduğunu söylemek yerine, tam da bu zamana kadar uygulanmış çıkarcı ve popülist politikaların eserlerini –çarpık yapılaşma, gecekondu sorunu, alt yapı yetersizliği, susuzluk – sorun olarak ortaya koymak, aslında çok derinlerde olmayan siyasal bir projenin mantığını görmeyi engelleyen bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. İşte bu çerçevede “Bugünü Anlamak” temalı Karaburun Bilim Kongresi’nin üçüncüsünde karşı siyasal projelerin hem sergilendiği, hem de kendi ve iktidarını, mücadele alanını ve biçimlerini üretmek için sahip olması gerektiği mekan üzerinden, kentlerimizde yaşanan süreci okumayı ve “Bir Mücadele Alanı Olarak Mekan” ana başlığı altında çalışma grubunu oluşturmayı planlıyoruz. İktisadi, toplumsal ve siyasal yapılanma içersinde biçimlenen ve yine kendi özgül koşulları ile bu yapıları belirleyen bir unsur olarak “mekan”ı anlamanın ve dönüştürebilmenin, geleceğe dair bir yaşam tahayyülünün bugünün gerçek özneleri ve somut koşulları üzerinden biçimlendirmenin önemli ipuçlarını verebileceğine inanıyoruz.

Mail adresi: kbk.mekan.08@gmail.com
Mail Grubu Sayfası: kbk_mekan_cg_08@googlegroups.com
Karaburun Bilim Kongresi Web Sayfası: http://www.kongrekaraburun.org/

KARABURUN BİLİM KONGRESİ ÇALIŞMA GRUBUNA DAVET

17 Temmuz 2008 Perşembe

ŞEHİRCİLER ANKARA'DA BULUŞTU

İlki 12 Nisan 2008 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirilen "Şehirciler Buluşuyor" etkinliğinin ikincisi 5 Temmuz 2008 Cumartesi günü Ankara'da gerçekleştirildi. Ankara, İzmir ve İstanbul'dan katılımcıların olduğu etkinliğe TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Merkezi ve ODTÜ Mezunları Derneği destek verdi.


Sadece şehir plancılarını değil, farklı meslek gruplarını, işsizleri, öğrencileri ve mahalle derneklerini bir araya getiren buluşmada ilk ziyaret üç buçuk yıldır kentsel dönüşüme karşı mücadele veren Dikmen Vadisi'ne gerçekleştirildi. Dikmen Vadisi Barınma Hakkı Bürosunda vadi halkının bugüne kadar yaşadıkları deneyimler paylaşıldı. Vadide yapılan geziden sonra, İstanbul'un Başıbüyük, Gülsuyu ve Ayazma mahallelerinden gelen mahalle dernekleri temsilcileri İstanbul'da yaşanan süreçlerle ilgili değerlendirmelerini aktardılar. Konuşmalarda Ankara'da ya da İstanbul'da, farklı mahallelerde yaşananların birbirleriyle neredeyse aynı olduğunun, yaşanan sürecin artık kent ölçeğinde herkese yapılan bir saldırı haline dönüştüğünün ve sadece konut sorununa değil kente karşı işlenmiş suçlara karşı da mahallelerden ses çıkartılması gerektiğinin altı çizildi.


Mahalle temsilcilerinin konuşmalarından sonra söz alan TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı Tarık Şengül mahalleden gelen temsilcilerin somut olaylarla kazandıkları deneyimlerin getirdiği bilgeliğin önemini vurguladıktan sonra şu anda kentlerimizde yaşanan sürecin sadece gecekondu alanlarında yaşayanların değil tüm emekçi, çalışan sınıfların üzerinde baskı yaratan bir süreç olduğuna işaret etti. Bu baskının tarihsel bir yol ayrımını yarattığını belirten Şengül bir arada durulmadığı sürece çalışan sınıflar arasındaki kopukluğun derinleşeceğine dikkat çekerek bu yapay ayrımı kaldırmak için bir arada mücadele etmenin gerekliliğine değindi.


Dikmen Vadisine yapılan ziyaret tamamlandıktan sonra Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Alanı'na ve kentsel dönüşüm adı altında yerinden edilenler için yapılan Karacaören TOKİ konutlarına doğru yola çıkıldı. Karacaören'de yapılan teknik gezi, TOKİ'nin kentsel dönüşümle yerinden edilenler için inşa ettiği kentten uzak konutların gerek yapı kalitesi gerekse mekansal açıdan kalitesizliğini ve gözler önüne serdi.


Daha sonra "Türkiye'nin en büyük kentsel dönüşüm" projelerinden biri olarak lanse edilen ve 17 mahalleyi kapsayan Mamak ilçesine doğru yola çıkıldı. Burada Mamak Halkı Kültür ve Dayanışma Derneği temsilcileri ile birlikte Boğaziçi, Dutluk ve Araplar mahallelerinde mahalle temsilcileri ziyaret edilerek ortak sorunlar dile getirildi. Dostlar Mahallesindeki Mamak Barınma Hakkı Bürosunun çalışmaları ile yeniden hayata kazandırılan açık hava sinemasına varıldığında mahallelinin, mücadelesinde bir kazanım daha elde ettiği, Ankara 10. İdare Mahkemesine açılan dava sonucu yürütülecek kentsel dönüşüm projesinin iptali kararı alındığı öğrenildi. Mamak'ta yürütülen çalışmalar konusunda bilgi alındıktan sonra İstanbul Mahallelerinden gelen temsilciler söz aldılar ve kendi mahallelerindeki süreci ve yaşananları değerlendirdiler. Daha sonra söz alan TMMOB Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Şengül bugün kentlerde sadece kentsel dönüşüm probleminin yaşanmadığını, kentlerin daha büyük bir projenin parçası olarak dönüştürüldüğünü, kırmızıçizginin ise sadece konutlara değil emekçilerin yaşamlarına çekildiğini dile getirdi. Sümerbank, Et ve Balık Kurumu gibi kamu kurumlarının satılmasının bu politikanın bir ürünü olarak görülmesi gerektiği vurgulandı. Bu süreçte TMMOB Şehir Plancıları Odası örgütlülüğü olarak bu kırmızıçizgiyi çekenlerin karşında yer alacaklarını, kırmızıçizgiyi kendi üzerlerine atılmış sayacaklarını dile getirdi. Etkinlik, İstanbul'un Başıbüyük Mahallesinde yaşananları aktaran "GÖÇ" filminin gösterimi ile son buldu.

15 Mayıs 2008 Perşembe

11 Mayıs Pazar Ankara Gezisi

Ulus'ta toplandıktan sonra İrfan Baştuğ Caddesi'ni takip ederek Samsun'a doğru ilerledik. Kuzey Ankara Girişi kentsel dönüşüm projesinin ilk başladığı yerde (yıkıntılar ve yeni blok inşaatları) durduk ve fotoğraf çektik. Altındağ , Solfasol mahallelerindeki gecekonduları, kentsel dönüşüm bloklarını görüntüledik. İnşaatın devam ettiği yıkık alanın içine doğru ilerleyerek yolun karşısındaki sitelerin fotoğraflarını çektik.

Sonrasında Kuzeykent Kentsel Dönüşüm Projesi sonucunda oradan çıkarılan gecekondu sakinlerine verilecek olan TOKİ tarafından yapılan 2500 Konut Projesi kapsamındaki bloklara doğru yola çıktık. Son kalan gecekondu sakinlerinin dediğine göre okullar kapanmadan önce teslim edilecekmiş. Siteyi gezdiğimizde tartışılır bir inşaat kalitesi ile karşılaştık ve bunu da görüntüledik. Daha sonra bir blokta görevli kişinin yardımı ile bir daireyi gezme fırsatı bulduk. 2 oda 1 salon şeklinde yapılan daire içi de dışı gibi bir kalite anlayışında yapılmıştı.

Buradan çevre yoluna çıkarak arka taraftan Mamak Cebeci doğrultusunda Küçükesat'a ulaştık ve burada bir yemek molası verdik. Sonrasında Oran Şehri Panora alışveriş merkezinde Kipa'dan akşam için malzemelerimizi aldıktan sonra İncek yolundan Sincan'a doğru yola koyulduk. Yolda İncek bulvarı üzerinde çeşitli villa ve kooperatif inşaatlarının yanından geçerek Çayyolu-2 olarak tabir edilen Çevre Yolu ve Eskişehir Yolu kesişimindeki Yaşamkent'in blok tarlalarının yanından geçerek Eryaman tarafından Harikalar Diyarı'na geçtik. Burada Altınpark benzeri yapay havuzların ortasında Masal Adası'nı fethettik ve çizgiroman, masal ve efsanelerin tüm karakterlerliyle Kentsiz grubu olarak hatıra fotoğrafları çektirdik. Yanımıza almayı ihmal etmediğimiz futbol topu ile basmanın yasak olduğu çim alanda futbol oynadık. Takımlar Seçil-Ceren-Samet-Özgür ve Gökhan-Mehmet-Gülçin-Hayriye şeklinde oluştu ve ikinci takım maçı Gülçin'in attığı golle 1-0 önde götürürken güvenlik görevlisi müsabakayı Harikalar Diyarı Kuralları çerçevesinde tatil ederek hükmen galibiyeti ilan etti. Buradan da ayrılıp İstanbul yolundan Mehmet'in evine, Yenimahalle'ye giderken TOKİ tarafından devralınıp Konut ve Sosyal Donatı Uygulaması'na başlanan eski Başbakanlık Toprak ve Gübre Araştırma Enstitüsü'nün yanından geçerek son durağa vardık. Mehmet'in evinde tam bir işbirliği ile hazırlanan, gerçekten günün yorgunluğuna değecek bir ziyafet çektik ve evlerimize dağıldık.